Giriş
Üye Adı:

Şifre:


Şifremi Kaybettim

Üye Ol!
Kimler Online?
6 üye online (6 üye görüntülendi Forumlar)

Üye: 0
Ziyaretçi: 6

daha...
Son İki Üyemiz
vivadans 2011/10/19
tahosin39 2011/9/27

Görüntüleyen:   1 Ziyaretçi





TÜM TARAFLARA SESLENİYORUZ
Yeni Üye
Giriş:
2008/4/24 4:05
Gönderiler: 11
Level : 2; EXP : 12
HP : 0 / 28
MP : 3 / 312
Pasif
Türkiye görme engelliler spor federasyonu’unun 8 kasım 2008 tarihli genel kuruluna ilişkin tüm taraflara sesleniyoruz.

Görme engellilerin kültürel ve sportif etkinlikte bulunmalarını amaçlayarak faaliyete geçen ülkemizdeki görme engellilerin spor kulüplerinin çatı örgütü niteliğindeki türkiye görme engelliler spor federasyonu, 8 kasım 2006 tarihinde birinci olağan genel kurulunu yapmış ve bu genel kurulda, 4 yıllık bir süre için başkan ve yönetim kurulunu seçmişti.

Ancak, iki yıl sonrasında mali genel kurulunu yapmak üzere 8 kasım 2008 tarihinde toplanacak olan genel kurul, yönetim kurulu tarafından seçimli bir genel kurula dönüştürülmüş bulunmaktadır.

Yani: 4 yıllık süresine rağmen 2 yılın sonunda miyadının dolduğuna, inanan bir yönetim kurulu ile karşıkarşıya bulunmaktayız.

Bu durum, normal bir gelişmedeğildir ve irdelenmeye, üzerinde düşünülerek karar verilmesi gereken gelişmelere işaret etmektedir.

Uhtesinde aktif spor kulüplerinin 5 tanesini barındıran derneğimiz gelişmeler karşısında, konuyu ele almış 25 ekim 2008 tarihinde yapmış olduğu yönetim kurulu ve kulüp temsilcileri ortak toplantısında, gelişmelerle ilgili tüm taraflara seslenen bir deklerasyonunu yayınlanmasına, çalışmalarımızın deklerasyonda yer alan görüşler doğrultusunda körlerin çıkarı esas alınarak sürdürülmesine, gündelik makam, çıkar veya şahsi hesap peşinde koşarak, tüm körlüğün çıkarlarına zarar verecek mahiyette hareket eden üyeler olur ise, bunların örgüt tarafından disiplin kovuşturmasına taabi tutulmalarına, oy birliği ilekarar verilmiştir. Ayrıca, bu konudaki gelişmeleri izlemek ve derneğimizin görüşlerini kamuoyuna ileterek gerekli katkıları sağlamak üzere, ahmet cantürk, ali çavdar, adem kurt ve hüseyin eldeş&’ten oluşan bir komisyonkurulmuş bulunmaktadır

. Bu nedenle, üyelerimizce kurulan spor kulüpleri adına, kulüplerin ve derneğimizin temsilciliğini yukarıda belirtilen isimler üstlenmiş ve kamuoyunun muhatapları durumundadırlar.

Görüşler:

görme engellilerin kültürel ve sportif etkinlikte bulunma hakları bir insan hakkıdır ve engellenemez.
Bu hakkı görme engellilerin üç temel nedenle mutlaka kullanmaları gerekmektedir. Bunlar:
A) yaşanan engeliliğe bağlı vicut fonksiyonlarında ortaya çıkan zaafiyetin giderilmesi için, bedeneğitimine, dolayısıyla çeşitli sportif etkinliklere, normal insanlara göre daha fazla ihtiyaç vardır.

B) Buna bağlı olarak sağlanacak özgüven ile, bağımsız hareketin arttırılmasına ve görme engellinin kendisine yeterli hale gelmesine katkı sağlar.

C) Birlikte yaşadığı tüm insanlığın sahip olduğu rekabet ve yarışmacı ruhu ve duygusunu, emsalleri ile gireceği yarışmalarla tatmasını, bunun sonucunda ise, sosyal bir doyuma ulaşmasını sağlar ki: sonucunda da bazı hakların kazanılması da mümkündür.

D) Özetle, bir görme engelli için spor, vicut sağlı, özgüven, rehabilitasyon ve sosyal doyum anlamına gelmektedir.

oysa, son yıllarda yaşanan olaylar ve spor federasyonu yönetiminin içine sürüklendiği durum, spor federasyonunun bambaşka işler peşinde olduğuna, görme engellilerin spora olan ihtiyacını karşılamaktan çok, bu alan üzerinden arzu edilen nemalanmaya hizmet etme noktasına sürüklenmiş bulunmaktadır.
Bu durum, körler adına hareket eden tüm tarafları tarihi bir sorumluluğa itmekte, olaylar karşısında seyirci kalma imkanının ortadan kaldırmaktadır.
Helehele yıllarca üzerinden geçinilen ve istismar edilerek, bir çeşit yöneticilerin paye kazanmalarının aracı haline getirilen körler bunu, çok daha iyi anlayacaklardır.
Böyle bir durumda, harekete geçme ve görme engellilerin bir kez daha istismar edilmemesi için gerekli tedbirleri alma görevi öncelikle, körleradına kurulmuş federasyonlara düşmektedir. ne yazik ki, olaylar karşısında bu örgütlerden hiçbir ses çıkmamakta, adeta körler kendi kaderlerine terk edilmiş bulunmaktadırlar.
O halde, olaya bizzatihi körlerin ve onların örgütlerinin el koymalarına, bu genel kurulda en azından yaşanmışların tekrar edilmeyeceği tedbirleri almalarına, şayet bu mümkün olmuyorsa, bu alanın körlerin etinden beslenme gayreti içerisindeki vampirlerin elinden kurtarılmasının mücadelesini başlatma mecburiyetleri vardır.
Bu nedenle, tarafları küçük hesapların, kazanma ve kaybetme kaygılarının, idiolojik partnerlik ve ortaklıklar ile, gündelik çıkar hesaplarının ötesinde körlerin temel hakkı olan spor yapma hakkının güvenilir biçimde sağlanması konusunda aşağıdaki tesbitler çerçevesinde, işbirliğine davet ediyoruz.

Tesbitler:

4 yıllık görev süresine karşın ikinci yılın sonunda yeniden seçime giden federasyon yönetiminin, buna neden ihtiyaç duyduğu değerlendirilmelidir. Bu bağlamda nedenlerin şunlar olması ihtimali yüksek olup, yöneticilerin ve dönem başkanının konuyla ilgili açıklamaları beklenmektedir.
A) Sayın mesut dedeoğlu, kendi oluşturduğu yönetim kurulu ile ters düşmüş ve artık federasyonu yönetemez hale gelmiş olabilir.

B) Yapılan hatalar o kadar ağır ve bedeli ödenemez hale gelmiştir ki, bunu üstlenecek suçlu bulunamamıştır.

C) En güçlü ihtimal ise, mesut dedeoğlu yönetimi, muhaliflerini hezimete uğratmak için, iyi senaryolar hazırlamış ve ardından da, bu hezimeti gerçekleştireceği bir genel kurul ile, farklı sesleride susturma ve sindirme yöntemini tercih etmiştir.

gelelim mesut dedeoğlu’nun kim ve anlayışının ne olduğuna.
A) mesut dedeoğlu, ne bir görme engelli, ne bir görme engelli ailesinin bireyi, ne de, geçmişte görme engelliler alanında bir tek satır çalışması bulunan biridir.

B) Kendisi, antidemokratik bir düzende, yolsuzluk yapanların görevden el çektirilmesinin ardından yakaladığı bir fırsat ile, bu alana devlet eliyle taşınmışlardandır.

C) Kendisi, kimine göre, Halen müteahitlik yapmaktadır. Ancak, bu meslekten kazanç miktarı, hangi çevrelerle ilişkilerinin olduğu, müteahitlik işlerinde devletten ihale alıp almadığı, bu ihalelerin alımına dair görüşmelerde, federasyon başkanlığına dair titrin kullanılıp kullanılmadığı sorgulanmamış ve bu konularda kamuoyuna açıklamaları bulunmayan bir bilinmeyen meslekten geçinmektedir. Kimine göre ise, bir mali büşavir ve geçimini buradan sağlamaktadır. Ancak, bilinen tek şey, federasyon başkanlığından sonra maraş dondurmalarındaki ortaklığı ve bu firmanın şubelerinin açılmasında oynadığı roldür. Bunun dışında birlikte çalıştığı yönetim kurulunun yarısından fazlası da, kamuoyu da, bizler de, gerçekten sayın başkanın nasıl geçindiğini vehangi işleri karşılığı ne kazandığını bilemeyecek kadar az tanıyorak ona başkanlık yetkisi vermiş bir kesimi oluşturmaktayız ki, sanırım bu da, meseleye ne kadar önem verdiğimizin en açık göstergesidir.

D) Anlaşılan odur ki, mesut dedeoğlu, türkiye görme engelliler spor federasyonunu kendisi için bir basamak olarak görmüş, seçilişinin üzerinden henüz 6 ay dahi geçmemişken, yapılacak genel seçimlerle ilgili olarak, bir partinin, demokrat partinin millet vekii adaylığınasoyunmuş, kendisini bir kısım federasyon üyesi kulüplerin dışında destekleyen bir başka çevre de ortaya çıkmayınca, adaylıktan çekilmek zorunda kalmıştır. bu durum, bize iki bilgiyi sağlamıştır.

Bunlardan ilki, mesut dedeoğlu gerçekten federasyonun imkanlarını kullanarak bir yerlere gelmenin hesapları içerisindedir ve bu federasyon kadar güçlü başka bir dayanağı yoktur.

İkincisi ise, bu seçimlerle birlikte, başkanlığını sürdürdüğü federasyon, politize olmuş, bu durum, konjonktürle parelel düşen tabloylada birlikte federasyonun sağlanacak imkanlardan mahrum bırakılmasına neden olmuştur.

E) İlkeli ve federasyon çıkarlarını savunur bir anlayışa sahip olmaması, başkaalanlarda da, hem federasyonun itibarının zedelenmesine, hem de kendi saygınlığını kaybetmesine neden davranışlar içerisinde olmuştur. Örneğin: federasyon’un en önemli destekçilerinden olan futbol federasyonunun eski başkanlarından sayın haluk ulusoy’un muhalifleri ile federasyonumuzun çıkarları gözardı edilerek işbirliği yapılmış, ulusoy’un görevden uzaklaştırılması maksadıyla toplanan genel kurul imzalarına imza vererek katılmış, sayın ulusoy tarafından bu hareket bastırılınca da, savunma yapmak yerine, bir yanlış yapıldığı beyan edilerek sayın ulusoy’dan özür dilemek zorunda kalınmıştır. Dedeoğlu, bütün bunlar basına yansırken sessiz kalarak durumu kabullenmeyi tercih etmiş, davranışlarına ve federasyonumuzun durumuna bir açıklama dahi getirememiştir.

F) İşbilirliği bakımından bir başka komiklik ise, yunanistan’da düzenlenen futsal şampiyonasıyla ilgili olarak, türkiye futbol federasyonu sitesinde yer alan futbol federasyonunun basın açıklamasını, aynen kendi adıyla yapılan bir açıklamaymış gibi, görme engelliler spor federasyonu web sayfasından yayına vermesiyle de görebiliriz ki, bu basın ahlakı bakımından tam utanç vesilesidir.

G) Yönetim anlayışında, kendisinin oluşturduğu yönetim kurulunu kendi adamları ve kulüplerin adamları olarak ikiye ayıran, genel olarak görme engelli yöneticilerle diğerlerini aynı kefeye koymayan, federasyonu kendi yöneticisi olarak kabul ettiği kimselerle idare eden, kulüplerin temsilcisi ve görme engelli olan diğer federasyon yöneticilerini ise, yönetimin asli unsuru olarak değerlendirmeyen, bir anlayışa sahiptir. Bunu daha iyi anlatabilmek adına şu örnekleri verelim.

1. alanya’da düzenlenen avrupa golball şampiyonasında, konaklanan otelde, birincisi limitsiz ve sınırsız hizmet alabilecek yöneticiler gurubu, ikincisi ise, kendilerine reva görülen hizmetle yetinmek zorunda kalan yönetim kurulu üyeleri olarak ikiye ayrılmış, otel yöneticilerinin hata yapmamalarını sağlamak adına, bunlara farklı kartlar ve kurdelalar takılmıştır. Bu durum öylesine ileri gitmiştir ki, dedeoğlu’nun adamı kabul edilen bazı yönetim kurulu üyesi dahi olmayanlar, yönetim kurulu üyelerinden ikinci sınıf olarak kabul edilenlerden daha üstün tutulmuşlardır.

2. Yunanistan’a gidecek sporcu kafilesi ile ilgili olarak, yönetim kurulu kararı ile uçak tercih edilmiş iken, kararın alındığı sırada toplantıda bulunmayan dedeoğlu, bu kararı uygulamaktan kaçınmış ve benim tuvalete gittiğim sırada alınan bu karar geçerli olamaz açıklamasıyla, yönetim kurulu kararlarının kendisi bakımından hangi anlamı taşıdığını muhataplarıyla paylaşmıştır.

3. yönetim kurulu toplantılarını belirli bir düzen içerisinde gerçekleştirmeyen ve ortalama bir gün öncesinden vermiş olduğu haberlerle toplama alışkanlığı edinen dedeoğlu, çoğu kararları yönetim kurulunun toplantı halinde bulunmadığı şartlarda kendi başına alır ve sonrasında da kendi yandaşı saydığı kimselere defter dolaştırmak suretiyle imzalatarak yürürlüğe sokar hale gelmiştir. Bu genel kurlun yapılmasına ilişkin alınan yönetim kurulu kararı da bunlardandır.

4. işte bunun içindir ki, ana statüye göre esasen üstüste iki toplantıya katılmayan yönetim kurulu üyesi istifa etmiş sayılırken, bu mekanizma hiçbir zaman işletilmemiş, işlevsiz dedeoğlu yandaşı yöneticiler korunrken, hak eden sıradaki yöneticilerin göreve gelmeleri engellenmiştir.

5. Yönetim kurulu üyeleri arasındaki ilişkiler o denli bozulmuş ve dejenere olmuştur ki, usulsüz hareket eden vemasraf çıkaran bazı yönetim kurulu üyelerinin bu masraflarının karşılanması yoluyla, dedeoğlu karşıtlıkları imkansız kılınmaya ve bir çeşit yöneticiler ödün vermeye mecbur edilmişlerdir. Bu bağlamda geçen dönemki yönetim kurulu üyelerinden, bize bu bilgileri veren ve durumdan rahatsızlıklarını her aşamada dile getirerek bulundukları durumdan utanç duyduklarını ifade eden bazı yöneticiler gelecek dönemde dedeoğlu listesinden yeniden seçime girecekler ve bunların kim olduğunu o listeye baktığınız dasizlerde görebilecek hale geleceksiniz.

H) Mesut dedeoğlu’nun kendi çalışma arkadaşları arasında nasıl tanındığı konusunda da şu bilgileri vermekte kanımızca sakınca yoktur. Bağımsız ve gerektiğinde yönetim kurulu kararlarınıda kritik etme yetkisine sahip disiplin kurulu başkanı yargıladığı ve cezalandırdığı bir kulübün temsilcilerine, “size mesut dedeoğlu’nun ön görmediği bir cezayı verdiğimizi düşünemezsiniz” diyabilmektedir. Bir başka diyalog ise, sayın dedeoğlu’nun teknik kadrosunda yer alan iki kişinin federasyon başkanı kim olabilir konulu sohbeti oluşturmaktadır. Sohbette: şu diyalog yaşanmaktadır.

Birinci kişi: “sence gelecek dönemde federasyon başkanı ben olabilir miyim?” ikinci kişi: “hayı.”

Birinci kişi: “neden, peki sen olabilir misin?”

İkinci kişi: “hayır bende olamam.”

Birinci kişi: “peki neden?”

İkinci kişi: “çünki ne sen ne de ben yalan söyleyebiliriz.”

Birinci kişi: “o halde kim olabilir?”

İkinci kişi: “elbette mesut dedeoğlu.”

Bu konuyla ilgili bizim bir fikrimiz yok. Bu nedenle bu görüşlerin ne savunucusu nede karşısında yer alanlardanız. Ancak, uzunca bir süredir sayın dedeoğlu kendisiyle birlikte çalışmış olanlara federasyon başkanlığının sahip olması gereken vasıflarla ilgili bu biçimde düşünmelerine zemin oluşturmamalı, en azından böyle düşünenlerle belki de birlikte çalışmamalıydı.

Bu keşmekeşliğin içerisinde bulunan federasyon yönetiminin kulüplerle ilişkilerini incelemek, bilmeyiz ne kadargereklidir. Ancak, artık açık ve net olarak bildiğimiz bir şey varsa, o da, dedeoğlu yandaşı kulüpler kurmak ve bunları her alanda ön sıralarda tutmak, bunlarla çekişenler varsa, onlara da, uydurma bir takım yöntemerle ve takılacak kulplarla, spor sahnesinden yok olmalarını sağlamaktır. Sanırız bu konudaki en iyi örnek ankara golball spor kulübüdür. Bu kulüp esasen göreneller spor kulübünün imkan ve kadroları ile kurulmuştur. Kulübün patronu gökhan ince, kendi takımının antrenörü, golball müsabakalarının vaz geçilmez hakemi, milli takımın antrenörü, teknik komitenin başkanı, sayın dedeoğlu’nun da her şeyidir. Çalınan minare o kadar büyük ve kılıfına sığamaz hale gelmiştir ki, bu genel kurula artık dedeoğlu, yönetimine alacağı adaylarını bu kulüpten aday gösterme cüretiyle açıkça yanlılığını ilan etmiştir Buna benzer çalışmalar diğer branşlarda da denenmeyebaşlanmış, ilkeli bazı kör dostları bu oyuna gelmedikleri için, denemeler halen sürdürülmektedir. Böylece, her branşta mesut dedeoğlu yandaşı bir kulüp oluşturmak, bunu imkanı varsa ankara’dan çıkarmak, bir de renklili olsun diye, şampiyonluğu ilan edilmiş olan bu kulüplerin formalite maçları yapacakları diğer kulüplere razı olmak fikri ciddi biçimde sayın dedeoğlunu büyülemiş görünmektedir.
İşte, bu nedenledir ki ankara golball spor kulübünün rakibi olabilecek olan istanbul görmeyenler gençlik ve spor kulübü oyuncuları doğru dürüst yargılanmadan en azı 6 aydan başlayan cezalara çarptırılmakta, antrenörü hiçbir darp, küfür veya olaya karışmadığı halde, sadece federasyon yöneticilerini müstehzi biçimde alkışladığı safsatasıyla, 11 ay hak mahrumiyeti cezasına çarptırılmakta, keza spor kulübü, hiçbir olaya karışmadığı ve savunması alınmadığı halde, genel kurula katılması engellenebilsin düşüncesi ile iki ay süreyle hak mahrumiyeti cezasına çarptırılmakta ve bunun için süreler öylesine ayarlanmaktadır ki, tahkimin genel kurul öncesi itirazı görüşüp sonuca bağlamasına dahi fırsat verilmeyecek biçimde organizasyon yapılmaktadır. Bakalım diğer branşlarda sayın dedeoğlunun takımları hangileri olacak. Kim bilir belkide ankara golball spor kulübü başka branşlarda da bu işe soyunur. Zira: her şeyin bu kadar ayyuka çıktığı bir düzende, bu silahşörlüğü kabul edecek kimse bulmak zor olabilir.
Disiplin kurulunda vermiş olduğu kararlarla sayın dedeoğlnu güvenceye aldığını düşünen sayın disiplin kurulu üyesi murat yılmaz ise, görevini tamamlamış olmanın huzuru içerisinde bu görevin bırakarak, yeniden sayın dedeoğlu ile seçim için yollara düşmüş görünüyor.

verilen bu cezaların afaki olduğunu ise kimse düşünmemelidir. Zira: bu cezalar, sporcu ve yöneticilerin bir süreliğine müsabakalardan men edilmesini değil, bu alandan yok edilmelerini planlamaktadır. Örneğin bir yıl süreyle hak mahrumiyeti cezası verilen mikail güçlü ve 9 ay süreyle men cezası alan ali çavdar, bu cezalarının onaylanmasıyla, gelecete, spor federasyonunda hiçbir biçimde görev alamaz hale gelmektedirler. Keza 11 aylık mahrumiyet cezasına çarptırılan türkan sabancı görme engelliler ilköğretim okulunun bedeneğitimi öğretmeni, zafer adem, körleri bu kadar iyi tanıdığı ve branşı bedeneğitimi olduğu haldetüm antrenörlük ve hakemlik haklarını kaybetmekte ve alandan ayrılması sağlanmaktadır.
İşte körlerin spora kazandırılması bu yönetim kurulu için anca bu kadarlik değere sahiptir. Bu kouda söylenecek elbette daha başka şeylerde var. Bunlar:
A) Yasanın ve ana statünün emredici hükmüne karşılık bu güne kadar hiçbir milli sporcu müsabakalarda sigortalanmamış, sporcular sakatlanmalarından kaynaklı sorunlarını kendi başlarına çözmek zorunda bırakılmışlardır.

B) Alanya’daki avrupa golball şampiyonasına ilişkin sporculara vaad edilen şampiyonluk pirimleri verilen sözden çok farkı olarak semboli düzeye indirilmiştir.

C) Breziya’daki şampiyonada yaşanan bir dizi olayın ardından, faillerin cezalandırılması yoluna gidileceğine, kafilede yer alanlar, türkiye’de bu olaylarla ilgili konuşanların sporculuk hayatlarının bitirilmesiyle tehtid edilmişlerdir.

bütün bunların temel nedeni ayrımcılık ve körlerin sırtından onları kullanarak bir yerlere gelme çabasıdır ve bu hastaık maalesef tedavi edilemeyen bir asalakça yaşama şeklidir.
Buraya kadarki değerlendirmelerimizin esasen geçmiş dönem yönetimine ilişkin olduğunun farkıdayız. Ancak, bu durum bizim taraflı olduğumuzu işaret etmemektedir. Ortadaki bu tehlikenin dışında, görme engelliler sporuna kast edecek başka bir tehlikenin varlığına ilişkin bilgilerimizin yokluğu değerlendirmelerimnizin bu hale gelmesine neden olmuştur. Şu kadar ki, öneriler bölümünde nasıl bir yönetim istediğimizi zaten anlatacağız.

Öneriler:

Yukarıda anlatılan ve anlatılamayan ancak, her biri onur kırıcı, rencide edici olayların gölgesinde yeni bir genel kurul daha gerçekleştirilecektir.

Ancak, bu genel kurulun artık milat olması gerekmektedir.

Derneğimizin kulüplerinden birisi kasten verilen ceza ile, genel kurula sokulmazken, bir diğeri ise, yeteri kadar müsabakalara katılmama gerekçesi ile genel kuruldan alı konulmuştur. Böylece dostlarımıza ve körler dünyasına bu genel kurul için katkılarımız azaltılmıştır.

Elbette yukarıdaki açıklama ve eleştirilerimize de, yokluğumuzda, sanki katılmamızı başkaları engellemişçesine, mangalda kül bırakmayacak biçimde cevaplar verilecektir.

Bu durum, bazı dostlarımızın yanıltılmasına ve bir genel kurulun kazanılmasına belkide yetecektir, ama, güneşin balçıkla sıvanamayacağı gerçeği kadar, selin gidip kumun kaışı gibi, bizlerin gelecektede örgütlerimize ve kurumlarımıza sahip çıkmak adına buralardan eksik olmayacağımız ve söylenen gerçeklerin karartılma imkanının bulunmadığı bilinmelidir. Ayrıca, bu dostlarımızdan, bu genel kurulda sadece kendileri adına değil, hakları ellerinden alınan bizler adına da mücadele etmelerini bekliyoruz.

Bu çerçevede yıpılabilecekler ile ilgili önerilerimiz şunlardır.

Öncelikle bu yönetim anlayışından kurtulabilmek ve yeniden aynı zihniyetin iktidar olmasını engellemek adına genel kurul divanına isim kaydı yaptırılarak, yönetim kurulunun ibra edilmemesi yönünde oy kullanılmalıdır.
Bu durum, yeni ufukların açılmasını sağlayabileceği gibi, hiç kimsenin bilmediği ve genel kurulda da anlatılamayacak olan, blançonun incelenmesine, bu kadar usulsüzlük içerisinde bulunanların körler adına devletten aldıkları paranın nerelerde harcandığının incelenmesine imkan verecektir.
gelecek dönem için, geçmişi, sporla ilişkisi, körler alanındaki çalışmaları bilinen bir başkan adayı ile yola devam edilmelidir.
Yönetim kurulunun en az 10 üyesi kulüplerin genel kurula katılma hakkı kazanan delegelerinden seçilmeidir.
başkan ve üyelerin tüm mal varlıkları ile, geçimlerini ne şekilde idame ettirdikleri kamuoyu ile paylaşılmalı, insan haklarına, demokrasiye, birleşmiş milletler sakat hakları sözleşmesine, uyacaklarına, şahsi çıkarlarını toplum çıkarlarının üzerine çıkartmayacaklarına, böyle bir durumun genel kanaat haline gelmesi veya görevlernde adil olamadıklarının anlaşılması duumunda istifa edeceklerine dair yazılı taahütleri yayınlanmalı,
imkanlar ölçüsünde disiplin kurulunün ayrı ve kendi başına aday olanlarla seçilmesi yoluna gidilmeli ve yönetim kuulunun devamı niteliğindeki disipli kurulları ortadan kaldrılmalı,
genel kurul kararıyla, yeni kulüplerin kurulması veya var olanlarının kapanma süreçlerine yönetim kurulunun teşvik veya müeidelendirme yöntemleri ile karışması engellenmeli,
federasyon içerisinde yer alan tüm tarafların adil yargılanma hakları genel kurul kararı ile güvence altına alınmalı,
teknik sorumlu ve görevlilerin aynı anda iki ayrı görevi yapmalarına müsaade edilmemeli: örneğin aynı kişinin hem antrenör, hem hakem, hem teknik komite üyesi, hem disiplin kurulu üyesi hem de, il temsilcisi olması gibi uygulamalardan vaz geçilmeli
müsabakaların kulüplein ihtiaçlarına göre takvimlendirilmesi ve yerlerinin belirlenmesi süreci ekonomik yarar ve kulüpleri rahatlatacak biçimde seçilmeli ve bu bir genelh kurul kararı haline dönüştürülmelidir.

Sonuç:

Birleşmiş milletler sakat hakları sözleşmesinin temel kuralı, “biz olmadan bizim için asla” esasına dayanır ve türkiye görme engelliler spor federasyonu, gerçekte görme engelli sporcularndır.

Her şey, onların spor yapabilmesine, ihtiyaçlarına göre düşünülmeli, onlarınsöz ve karar sahibi olduğu platformlarda karara bağlanmalı, hiç kimse, onların sayesinde yöneticilik yaparak gününü gün etmenin, makam mevki sahibi olmanın, elde edilen titr ile, iş takipçiliği ve kazanç peşinde koşmanın hesaplarını yapamamalıdır.

Bu anlayışın hayata geçirilmesiiçin, hepimizin tarih önünde sorumluluğunun bulunduğunu sizlerle paylaşır, yokluğumuzda gerçekleştirecek olduğunuz genel kurulun güçlülerin değil, haklıların zaferiyle sonuçlanmasını dileriz.

Bu aşamada bizlerin üzerine düşen beklentileriniz konusunda hazır olduğumuzu yukarıdaki ilkeler çerçevesinde bilmelisiniz.

Genel sekreter genel başkan

Tarih: 2008/11/5 13:00
Diğer uygulamalara iletiyi transfer et Transfer






Konuları izleyebilirsiniz
Yeni Konu başlatamazsınız
Cevap gönderemezsiniz.
Forumunuzu düzenleyemezsiniz.
Gönderinizi silemezsiniz.
Anket ekleyemezsiniz.
Oy veremezsiniz.
Dosya ekleyemezsiniz.
Gönderiniz onay beklemeye alınacaktır.